blog

DAEŞ ve YABANCI SAVAŞÇILAR TEHDİDİ: AFGANİSTAN SAHASI İÇİN YENİ ARAÇ MI?

 
DAEŞ’in Suriye ve Irak’ta ardı ardına yaşadıkları toprak kayıpları sonrası etki alanında yaşadığı daralma yeni döneme dair tartışmaları Suriye-Irak hattının dışında odak merkezlerine kaydırmıştır.  Yeni dönemde örgütün Mısır’da (Sina bölgesi) daha fazla etkinliğini arttırması beklenirken Mısır’ın haricinde ısınması beklenen diğer bölge ise Afganistan.

Terör örgütün insan kaynakları için önemli bir yer teşkil eden yabancı savaşçı kitlesinin çeşitli yollarla Afganistan’daki DAEŞ yapılanmasına ulaştığına dair Batı medyasında yakın dönemde çeşitli iddialar öne sürüldü. Örgüt tarafından “Horasan Vilayeti” olarak adlandırılan Afganistan’daki DAEŞ yapılanmasında ilk dikkat çeken özellik diğer benzeri DAEŞ uzantılarında gördüğümüz “öncelikli düşman” tercihidir. Suriye’de ve Irak’ta muhalifler ve Sünni aşiretleri hedefler arasında ön sıralara koyan örgüt, Afganistan’da ise güç mücadelesinde öncelikli rakibi olarak Afganistan hükümeti ve Amerikan askeri güçlerinden ziyade Taliban olarak belirlemiştir.. Afganistan hem coğrafi şartları hem de ülkeyi siyasi ve askeri olarak etkileyen dinamikler göz önüne alındığında DAEŞ’in merkezi olarak adlandırabileceğimiz Irak-Suriye havzasına göre farklılıklara sahiptir. Lakin neredeyse 40 senedir Ruslar ve Amerikalıların oldukça müdahil olduğu ülkede denkleme bir de “yabancı savaşçılar” ve “DAEŞ” gibi son dönemin moda “müdahale meşrulaştırma” araçları eklendiğinde tehdidin boyutuna göre DAEŞ varlığı , Irak’ta ve Suriye’de görülene benzer şekilde  uluslararası bir hale gelme potansiyeline sahiptir.

Horasan Vilayeti: Yabancı Terör Ağı

Yabancı savaşçılar üzerine yapılan çok sayıda araştırmaya karşın kaç yabancı savaşçının Suriye ve Irak’ta savaşa katıldığı ne kadarının öldüğü, ne kadarının kendi ülkelerine döndüğü ya da başka ülkelere geçiş yaptığına dair araştırmacıların üzerinde mutabık kaldığı veriler yok. [1] Yine de muteber çalışmalar göz önünde bulundurulduğunda 30 bin sayısını bölgede bir dönem savaşmış ya da halen savaşan yabancı savaşçılar için makul bir tahmin olarak kabul edebiliriz. Çeşitli propaganda videoları ve fotoğraflarında ifşa olanlar hariç halen pek çoğunun ifşa olmadığını ve kimlik ve eşkâllerinin tam olarak bilinememe ihtimalini göz önünde bulundurduğumuzda bu unsurların uluslararası alanda takibinin de zor bir görev olduğunu söyleyebiliriz.

Mısır ve Libya gibi bölgelerdeki DAEŞ unsurları içerisinde yabancı savaşçıların bulunduklarına dair görsel kanıtlar ve araştırmalar mevcut. Bununla birlikte Afganistan’daki örgüt yapılanması içerisinde yabancı unsurların arttığına dair iddialar son dönemde artış göstermiştir. Örgütün Afganistan uzantısı olarak bilinen Horasan Vilayeti grubu potansiyel yabancı savaşçı akımı için Afganistan-Pakistan-Özbekistan hattında ana istasyon olma potansiyeline sahiptir. Örnek vermek gerekirse Darzab vilayetinde Bibi Meryem köyü yakınlarında 200 civarında yabancının bölgeye yerleştiğine ve bunlar arasında Fransız vatandaşlarının da bulunduğuna dair yerel kaynakların iddiaları medyada kendine yer bulmuştur.[2][3]

Örgütün Cevizcan bölgesinde Taliban’a karşı gösterdiği direnç sonrası sahip olduğu hareket alanında sadece Irak ve Suriye’den gelebilecek yabancı unsurlar değil aynı vakitte yakın bölgelerden gelebilecek Özbek ve Tacik militanların da dahil olduğu yabancı birlikler eğitim ve toparlanma şansına sahip olabilir.[4] Türkmenistan ile sınır bölgesinde olan ve Raşid Dostum güçlerinin etkin olduğu bölgelerden biri olan Cevizcan, Dostum güçleri ile Taliban arasında çatışmalara sahne olmaktadır.[5][6] Daha güçlü aktörlerin kendi aralarında çatışmalardan oluşan otorite boşluklarını kullanabileceğini ise DAEŞ kanıtlamıştır.[7] Afganistan’ın dağlık coğrafyasına ek olarak DAEŞ’in etkinlik gösterdiği bölgelerde Afgan hükümeti ve Taliban’ın otorite kuramadıklarını da hesaba katarsak örgüt için Afgan dağlarının ciddi bir güvenli bölge haline gelebileceği öngörülebilir. Nangarhar bölgesindeki etkinliğiyle örgüt Pakistan-Afganistan sınır hattını hem korunma hem de Pakistan’dan katılımlar hususunda kendisine ciddi avantajlar sağlamakta ki örgütün Afganistan’daki varlığının temelini Pakistan kökenli Tehrik-i Taliban Pakistan (TTP) örgütünün eski militanları oluşturmaktadır. Belirtmekte fayda vardır ki hem ideolojik hem de yöntemsel farklılıklardan kaynaklı olarak DAEŞ Afganistan’da Taliban ve Afgan hükümeti gibi bir köklü bir unsur değildir. Şu an için tabanda bulduğu destek kısıtlı kalmaktadır.[8]  Bununla birlikte Afganistan’da etkinlik gösterdikleri bölgeler göz önünde bulundurulduğunda DAEŞ’in Irak ve doğu Suriye’de gerçekleştirdiğine benzer şekilde aşiretler/kabileler üzerinden savaşçı ve destekçi devşirerek güçlenmesi ihtimali göz ardı edilmemelidir.

DAEŞ ve Yabancı Savaşçıları: Kullanışlı Bir Tehdit

2014’ten bugün DAEŞ’in Irak ve Suriye başta olmak üzere sürekli gündemde olan askeri varlığı, kanlı ve sansasyonel eylemleri ve bilhassa Batılı ülkelerden gelen militanlarının Batı’da gerçekleştirdiği terör eylemleri sonucunda “yabancı savaşçılar” meselesi Batı ülkeleri için bir “ulusal güvenlik” meselesi haline gelmiştir. Bunun bir sonucu olarak ise “DAEŞ’e karşı savaş” söylemi çoğu aktör için sınır ötesi askeri müdahalenin kabul görmesini sağlayacak bir meşruiyet zemini sağlamıştır. Bugün Suriye ve Irak sahasına baktığımızda ABD öncülüğündeki koalisyonun, Rusya’nın, İran ve milislerinin ve hatta Türkiye’nin Suriye’de askeri varlıklarını dayandırdıkları sebepler arasında “DAEŞ’e karşı mücadele”nin olduğunu görüyoruz. DAEŞ’in istikrarı bozan varlığı ve terör potansiyeline karşı savaşmak özellikle bölgesel aktörler için bir zorunluluk olsa da örgütün varlığını dış politikada işlevsel bir araç olarak kullanmak isteyen aktörlerin olduğunu da görmezden gelemeyiz. Şii milislerin Suriye’deki varlığı ve YPG’nin günden güne ABD tarafından güçlendirilmesi bu aktörlerin pratiklerine birer örnektir. Örgütün eylemlerine ve bunlara gelen tepkilere bu açıdan da bakmak gerekmektedir.

İlk olarak Afganistan’da halihazırda bulunan en büyük aktör olan ABD’ye bakıldığında DAEŞ tehdidine 2017’nin ilk çeyreğinden sonra söylem ve eylem bazında odaklandıklarını görüyoruz. Bu süreçte ABD’nin Afganistan’daki en üst rütbeli komutanı General John W. Nicholson Jr.’a göre DAEŞ’e karşı gerçekleştirilen operasyonlarda 1.600 DAEŞ militanı etkisiz hale getirildi.[9] DAEŞ’in varlığı ABD’nin çokça tartışılan Afganistan politikasında yeni ve “savaşılmasının maliyeti” en azından bir süre tartışılmayacak bir düşmana sahip olması anlamına gelmektedir. Bu durum Amerikan karar alıcılarının Afganistan hususunda elini nispeten rahatlatabilir. Keza ABD için de Rusya’nın Suriye’de yaptığı gibi askeri kapasitesindeki yenilikleri test edebilmesi için bir fırsat oluşturabilir. 2017 Nisan’da ABD’nin Nangarhar’da “Tüm Bombaların Anası” lakabı verilen ve envanterindeki en tesirli bombalardan olan GBU-43’ü kullandığı bir bombardıman yapması ve Afganistan eski devlet başkanı Karzai’nin ABD’yi Afganistan’da yeni ağır silahlarını denemeyle suçlaması bu fırsatın kullanımına en taze örnektir.[10]

Bölgedeki bir diğer aktör olan Rusya ise Afganistan’daki DAEŞ varlığı ile alakalı olarak “Irak ve Suriye’deki yabancı savaşçıların Afganistan’a akışı” söylemini resmi ağızlardan dile getirmektedir. Rusya’nın Afganistan Özel Temsilcisi Kabulov, örgütün Afganistan’daki militan sayısının 10 bini aştığını –ki bu oldukça iddialı ve abartılı bir tahmin- ifade ederken dikkat çektiği nokta örgütün Rusya’nın güneyinde ve Moskova’nın Orta Asya’daki ortaklarının topraklarında etkisini genişletmek arzusunda olduğuydu.[11] Rusya’nın Kafkasya’daki topraklarında bulunan DAEŞ’e ve el-Kaide’ye katılıp Suriye-Irak hattında savaşan Çeçen milislerin varlığını Suriye’ye müdahale sürecinde dillendirdiği bilinmekte. Bu açıdan Rusya’nın Afganistan’daki DAEŞ varlığını “yabancı savaşçılar” ve “Rusya ve ortaklarının güvenliği” çerçevesinde dile getirmesi bu durumun Moskova’nın Afganistan siyasetinde bir araç olarak kullanılma ihtimalinin güçlü olduğunu göstermektedir.

Sonuç olarak DAEŞ’in merkezi olarak görülen Irak-Suriye havzasında yaşadığı geri çekilmeler sonucu yabancı savaşçıların hayatta kalma ve yeniden toparlanma amacıyla ulaşmak istediği bölgelerden biri olan Afganistan’a şimdiye kadar basına yansıyan ifadeleri doğru olarak kabul etsek bile kısıtlı sayıda yabancı savaşçı unsurun ulaşabildiğini söyleyebiliriz. Lakin DAEŞ’in Afganistan’daki varlığının ve Afgan dağlarının yabancı savaşçılar için yeni bir istasyon olması ihtimalinin uluslararası alanda çokça dile getirilmesi akıllara ABD ve Rusya gibi güçlerin Afganistan siyasetlerinde yakın dönemde yapacakları yeni manevralarda “DAEŞ’e karşı mücadele” kavramını yeni bir araç olarak ön plana çıkarabileceklerini düşündürmektedir.

 
Ömer Behram Özdemir



2009 yılında Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünü bitirdi. “Avrupada Milliyetçi Ayrılıkçı Hareketler: IRA ve ETA Örnekleri” başlıklı tezini 2012 yılında vererek Sakarya Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümündeki Yüksek Lisans eğitimini tamamladı. Halen Sakarya Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünde Doktora eğitimine devam etmektedir.

 
[1] Islamic State: What happened to all the foreign fighters?, AFP, Aralık 2017.
[2] French fighters appear with ISIS in Afghanistan, The Straits Times, Aralık 2017.
[3] ‘FRENCH TERRORISTS TRAINING CHILD SOLDIERS IN JAWZJAN’, Salam Watandar, Kasım 2017.
[4] ISIS PLOTTING ATTACKS FROM AFGHANISTAN, ISW, Kasım 2017.
[5] Taliban suffer heavy casualties in operations led by Gen. Dostum in Jawzjan, Afghan Online Press, Nisan 2016.
[6] Gen. Dostum’s commander killed in Taliban ambush in Jawzjan, Khaama, Şubat 2018.
[7] Islamic State seizes new Afghan foothold after luring Taliban defectors, Reuters, Aralık 2017.
[8] The Islamic State in Afghanistan, Middle East Institute, Mayıs 2016.
[9] US far from vanquishing the Islamic State in eastern Afghanistan, TODAY, Aralık 2017.
[10] ABD: Afganistan'da 'tüm bombaların anası' GBU-43 kullanıldı, Al Jazeera Turk, nisan 2017.
[11] Russia Says About 10,000 IS Militants Now in Afghanistan, VOA, Aralık 2017.