blog

İRAN 2025 VİZYONU: BAŞLANGIÇTAN GÜNÜMÜZE

Action without vision merely passes the time.
Vision with action can change the world.”
Joel Barker, Futurist, Author

Günümüzde özellikle de bölgemizde bir çok ülke kendi vizyonunu çizerek önemli amaçları hedeflemiştir. İran İslam Cumhuriyeti (İİC) bu ülkelerden biridir. İran 2025 yılında 26 ülke arasında ekonomik, bilimsel ve teknolojik açıdan birinci sınıfta yer almayı hedeflemiştir. 20 yıllık planın bitmesine 8 yıldan daha az bir zaman kalmışken İran vizyon hedeflerini ne kadar gerçekleştirebilmiştir? Bu yazıda 2025 vizyonu başlangıçtan günümüze kadar anlatılıp değerlendirilmektedir.

Kalkınma ve Ülke Vizyonları

Modern çağda 1950 ve 1960’lı yıllarda ortaya çıkan Kalkınma teorileri yerini yeni nesil kalkınma teorilerine (sonradan eleştirilmiş olsa bile yerini) bırakmıştır. devletler ve liderler için kalkınma planları her zaman önemini korumuştur. Dönemin konjektürüne, hükümetlere ve liderlere göre önemi de değişmektedir. Ancak kalkınma planları, uygulamalar, metodlarda ve başarı oranlarındaki değişikliklere rağmen zaman zaman her ulu[i]s ve devletin gündemine taşınmıştır.

Kalkınma ve büyüme kavramları da zaman içinde farklı anlamlar kazanmıştır. Sırf ekonomik anlam taşıyan konsepte zaman içinde sosyal, bilimsel, sağlık, çevresel, insani ve teknolojik anlamlar da yüklenmiştir. [1]

Soğuk Savaş bittikten sonra birçok ülke kapitalizm ve sosyalizm davasında taraf olmak zorunda bulmamıştır. Kalkınmayı hedef alan ülkeler kendi araştırmalarında farklı kapitalist ve sosyalist sistemleri inceleyerek, bu sistemlerin pozitif özelliklerini alıp kendi durumlarına göre bir plan ortaya koymaya çalıştılar. Ülke vizyonu denilen kavram ise kalkınmacılık çerçevesinde ortaya çıkan ve bir zaman dilimini belirleyerek ülkeyi geliştirmiş olacak çok sayıda hedefe farklı boyutlarda ulaşmayı sağlamak amacıyla tasarlanmaktadır. Hükümetler tarafından ortaya konulan ancak planlama ve uygulamada iç ve dışta farklı özel ve kamu sektörünün tam kapasiteli katılımı ve işbirliği ile ilerleyen plan genellikle gelişmekte olan ülkeler tarafından hazırlanmaktadır. Bu planlarda özellikle halk önemli bir yere sahiptir. Vizyonlar reform, güç ve servet dağılımı, kriz yönetimi,  bölgesel ve küresel amaçlar için uygulanabilmektedir. 

Jörgen Eriksson’a[2] göre ülke vizyonlarında dikkat edilmesi gereken çok husus vardır. Daha önce değinildiği gibi halkın önemine atfen; Vizyonun dili ve çerçevesi anlaşılır olmakla birlikte tüm kavramları ve hedefleri, zorlukları ve başarıları doğru bir şekilde tanımlanmalıdır ve daha önemlisi büyük bir irade ve enerji ile halkı ve tüm aktörleri projeye ortak etmeyi başarmalıdır. Vizyon tek başına yeterli olmadığından uygun strateji ve eylem planı gerekmektedir. Burada özellikle şu sorulara özenle cevap vermek gerekmektedir:
  • Tam olarak ne yapılmalıdır?
  • Her düzeyde ve her konu ile ilgili sorumlu kimdir?
  • Finans kaynakları nelerdir ve gelir ne kadar olacak?
  • Planlanan projelerin uygulanması için öngörülen zaman dilimi nedir?
  • En önemli hedef noktaları nelerdir ve belirlenen hedeflere nasıl ulaşılır?
Aynı şekilde stratejiyi belirlerken de bazı soruları yanıtlamak gerekmektedir. Kaynaklar,araçlar, platformlar, sorumlular ve hedefler tam olarak tanımlanmalıdır.

Ülke vizyonunu belirlerken net ve şeffaf olmayan dil kullanılmamalıdır, belirli projeler ve hedefler net bir dille yazılmalıdır, aksi takdirde uygulama sorumlularını çok sayıda seçenek, araç ve hedef ile karşı karşıya koyup, her aktör değişikliğinde de yeniden planlama, uygulama dolayısıyla sıfırdan başlamaya neden olabilmektedir. Ancak burada inovasyona da yer bırakılmalıdır.

Çağımızda Ülke Vizyonun ilk örneği Franklin D. Roosevelt tarafından 1933-1936 yılları arasında Büyük depresyondan sonra uygulanmaya konulan “New Deal”dir. Son yıllarda Ülke Vizyonunu gündemine taşıyan bir çok ülke mevcuttur. Yakın çevremizde Azerbaycan 2020, Katar 2030, Arabistan 2030, İran 2025, BAE 2030  ülke vizyonlarına değinmek mümkündür.  Bu yazıda İran İslam Cumhuriyeti’nin 2025 Ülke Vizyonu tanımlanıp değerlendirilmektedir.

04 Kasım 2017 tarihi, İran İslam Cumhuriyeti Vizyon Belgesi ilanının 14. yıldönümüdür. Bu çerçevede, öncelikle İran İslam Cumhuriyeti Anayasası’ndan sonra en önemli belge olan 1404 (2025) Vizyon Belgesi’nin ne olduğu açıklanacak ve İran’ın belirlediği hedeflere ne kadar yaklaştığı değerlendirilecektir. 

 2025 İran Vizyon Belgesi: Başlangıçtan Günümüze

14 yıl önce bu günlerde İran Dini Lideri Ali Hamaney 1404[3] İran Vizyon Belgesini ilan edip gereği için üç erkin başkanına (Yasama, Yürütme ve Yargı) ve Rejim Çıkarları Belirleme Konsey’ine bildirmiştir.

1979 Devriminden sonra, devrim elitleri defalarca uzun vadeli bir programın gerekliliğine dikkat çekmişler ancak Devrim’in devamı, İran- Irak savaşı, uluslararası ve dış konjonktür 20 yıl boyunca bir vizyonu gündeme taşımayı ertelemiştir. O dönemlerde “Gelecek Ufku” diye tartışılan vizyon 2001 yılından itibaren Vizyon adını almaya başlamıştır. [4]

Vizyon aslında hükümet ve devletin paralel çalışmaları ile bir noktadan sonra bu çalışmaların birbirleriyle uyum sağlaması sonucu ortaya çıkmıştır. Burada söz konusu hükümet, Muhammed Hatemi cumhurbaşkanlığı hükümetidir. Bu dönemde Hatemi, Malezya ziyaretinde Malezya 2020 vizyonundan etkilenerek, İran için de 20 yıllık bir vizyon tanımlamayı gündeme taşımıştır. Uzmanlar ve akademisyenler tarafından hazırlanan belge Bakanlar Kurulu tarafından onaylandıktan sonra hükümet, Rejim Çıkarları Belirleme Konsey’in de aynı yönde çalıştığını fark etmiştir. Aslında Konsey, devletin farklı birimlerinin aynı yönde hareket etmediğini ve bir koordinasyon problemi olduğunu görünce vizyon çalışmalarının farklı ülkelerde gündemde olduğunu ve başarılı gelecek için gerekli olduğunu fark etmiş, Hamenei’ye çalışmalarını sunmuştur. Hamenei de bu konunun önemine vurgu yaparak hemen gündeme taşınmasını istemiştir. Birbirinin çalışmalarından haberdar olan iki taraf bu çerçevede birlikte çalışmaya karar vermişler ve bir iki yıl zarfında yaklaşık 30 ülkenin çalışmaları bu çerçevede incelendikten sonra 1404 vizyon belgesi ortaya çıkmış, Hamenei tarafından da onaylandıktan sonra 04 Kasım  2003 tarihinde yürürlüğe geçmek üzere yine Hamenei tarafından ilan edilmiştir. Bu çerçevede hükümet de 4. Kalkınma Planı’nı Vizyon hedefleri çerçevesinde hazırlamakla sorumlu tutulmuştur. [5]

2025 Vizyon Belgesi

Vizyon iki sayfadan oluşmaktadır. Vizyon’un ilk sayfasında İran’ın ulaşması gereken hedefler olarak şunlar ilan edilmiştir:
  • Bölgede İslami ve Devrimci kimliğe sahipken ekonomik, teknolojik ve Bilimsel boyutta bölgenin en ileri ülkesi olmak
  • İslam dünyasına ilham kaynağı olmak
  • Uluslararası ilişkilerde yapıcı etkileşim ile dış dünya ile etkin iletişim sağlamak
Bu çerçevede İran’ın sahip olması gereken özellikler şöyle sıralanmıştır:
  • Kendi değerleri ve usulü çerçevesinde gelişmiş, ileri teknolojiye sahip, kendi kendisine yetebilmek
  • Güvenli, bağımsız ve güçlü olmak
  • Sağlıklı, müreffeh, eşit fırsatlar sunan, yoksulluk ve ayrımcılıktan uzak ve uygun çevre şartlarını sağlamak
  • Batı Güney Asya bölgesinde (Orta Asya, Kafkasya, Ortadoğu ve komşu ülkeler) ekonomik, bilimsel ve teknolojik açıdan birinci sırada yer almak
  • İslam dünyasında aktif, etkin ve örnek olmak, İslami ve bölgesel entegrasyonu İslam ve Humeyni’nin düşünceleri çerçevesinde takip etmek
  • Dünya ile “İzzet, Maslahat ve Hikmet” usulleri çerçevesinde yapıcı ve etkili iletişim sağlamak
2025 Vizyonunun gerçekleşebilmesi için bazı yasalar ve planların gerçekleşmesi ön koşul olarak öngörülmüştür:
  • Kalkınma modeli hazırlamak
  • Her il ve bölge için 20 yıllık programlar hazırlamak
  • Anayasa’nın 44. Maddesi çerçevesinde belirlenen genel politikaları ilan etmek
  • Ölçülebilir göstergeler belirlemek ve plan ve bütçelerin Kalkınma planının genel politikası ile uyumlu olmasını sağlamak[6]
Önem ve sıra açısından Anayasa’dan sonra ikinci sırada yer alan Vizyon belgesini gerçekleştirmek için Kalkınma Planları ve Direniş Ekonomisi Genel Politikalarının da Vizyon çerçevesinde belirlenmesi öngörülmüştür.

Kasım 2003’te ilan edilen Vizyon’un uygulanmasının başlangıç tarihi olarak 2005 yılı belirlenmiştir. Böylece ilk defa 4. Kalkınma Planı, Vizyon’un belirlediği çerçevede tasarlanmıştır. Mahmut Ahmedinejad hükümeti, Kalkınma planı ve Vizyonunu uygulamaya başlayan hükümet olmuştur. Ancak bu dönemde Ahmedinejad, Vizyon’un bütün boyutlarına katılmadığına sık sık vurgu yapmaktaydı. Yine de Vizyon’un gerçekleştiğini ve bilimsel açıdan bölgede birinci sırada yer alındığını açıklamaktaydı. Oysa Danıştay’ın verdiği istatistiklere göre bu dönemde amaçlanan hedeflerin sadece %30’u gerçekleşmiştir. [7]

2025 Vizyonu’nda bölgesel ülkeler olarak tanımlanan rakip ülkeler şunlardır: Kuveyt, BAE, Bahreyn, Katar, Umman, Suudi Arabistan, Irak, Kazakistan, Türkiye, Lübnan, Ermenistan, Ürdün, Gürcistan, Azerbaycan, Suriye, Filistin, Türkmenistan, Mısır, Özbekistan, Kırgızistan, Tacikistan, Yemen, Pakistan, Afganistan ve İsrail.
Mehr Haber Ajansı’na göre Vizyon gerçekleştiğinde ulaşılması öngörülen hedefler şöyle ilan edilmiştir:
  • Büyüme oranı %8.6
  • Yatırımda büyüme : %10.9
  • Kişi başı gelirde büyüme: %7.2
  • Enflasyon: %7
  • İşgücü verimliliği artışı : %4.4
  • İşsizlik oranı: %7
  • Endüstriyel ihracat:  23.6 milyar dolar
  • Petrol dışı ihracat: 31.5 milyar dolar [8]
Değerlendirme
Vizyon’un gerçekleşme ve uygulama derecesini değerlendirmeden önce, Vizyon belgesinin kendisini yukarıda anlatılan çerçeve kapsamında değerlendirmek gerekir. Öncelikle Anayasa’dan sonra ikinci önemli belge olan Vizyon 2 sayfa olarak hazırlanmıştır. Dil anlaşılır olsa bile hedefler bulanıktır ve bu hedeflere ulaşmak için belli bir strateji mevcut değildir. Sorumluların kimler olduğu, hangi projeleri gerçekleştirmeleri gerektiği belirlenmemiş ve hepsinin Kalkınma Planlarında öngörülmesi açıklanmıştır. Vizyonun hedefleri hem uzak hem tartışmaya çok açık olarak ifade edilmiştir. Örneğin Güney Batı Asya’da yaklaşık 26 ülke arasında İran’ın dış politika ve ekonomik sorunlarına sahip olmayan bir çok ülke arasında birinci sırada yer alması hedeflenmiştir. Ancak sorunlara rağmen, hedeflerin nasıl gerçekleştirileceği belli değildir. Aynı şekilde diğer ülkelerin de aynı zamanda gelişme çabaları göz ardı edilmiştir. Veya eşit fırsatlar sunulması gereken bir ülke olmak ve ayrımcılıktan uzak olmak amaçlanmıştır. Ancak bu eşit fırsatların hangi boyutta olduğu, siyasi, ekonomik, sosyal veya kültürel olup olmadığı, ayrıca eşit fırsatların nasıl sağlanacağı - örneğin zengin ve fakirler arasında mı yoksa kadınlar ve erkekler arasında mı olduğu- açıklanmamıştır. Ayrımcılıktan uzak olmak ne demektir? Etnik ve kültürel odaklı bir hedef mi yoksa cinsiyeti de kapsamakta mıdır? Kadınların hukuki açıdan bir çok konuda ikinci derece vatandaş olduğu ülkede ayrımcılıktan uzak olması ve eşit fırsatlara sahip olması öncelikle çok sayıda kanunda reform yapmayı gerektirmektedir. Peki bu yaklaşımın doğru veya yanlış olduğuna açıklık getirecek makam hangisidir?

Diğer taraftan Vizyon’un strateji ve uygulanması gereken projelerle ilgili olarak Kalkınma Planı ve Direniş Ekonomisi gibi diğer belgelere referans vermesi, aslında belgenin güvenilirlik derecesini azaltmaktadır. Çünkü bu durum diğer belgelerin belirleyici olduğunu göstermektedir. Durum böyle olunca halk arasında 1404 vizyonuna inanan ve hatta vizyonun ne olduğunu bilen kişi sayısının az olması şaşırtıcı değildir.

Devrimden sonra kalkınma planlarından hiç birinin başarılı olmamasının yanı sıra Vizyon Belgesi çerçevesinde hazırlanan 4. ve 5. Kalkınma Planlarının başarı oranları da hayal kırıklığı yaratmaktadır. Ahmedinejad döneminde 4. Kalkınma Planı’nın %30’undan azı gerçekleşmiştir. 5. Kalkınma Plan’ı ise 1 yıl uzatılmış  2011-2016 yıllarında %50’den azı gerçekleşmiştir. Uzmanlara göre bu planın önünde duran sorunlar; uluslararası yaptırımlar, finans eksikliği, kötü yönetim ve bir önceki hükümet döneminden kalan düzensizlikler ve yolsuzluklardır.

Hamenei, Temmuz ayında Hasan Ruhani’ye yazdığı bir mektupta 6. Kalkınma Planı’nın genel politikalarını belirlemiştir. Mektupta “Direniş Ekonomisi”, “ Bilim ve Teknolojide avangard olmak” ve “kültürel yücelik ve direniş” üç ana  etken olarak belirlenmiştir. Ruhani döneminde hazırlanan ve Meclis tarafından onaylanan 6. Kalkınma Planı (2016-2020), Vizyonun gerçekleştirilmesi için belirlenmiş zaman diliminde hedefler, ekonomik kaynaklar, usul ve öncelikleri 35 madde ve yaklaşık 20 sayfada açıklanmıştır. Plan 8 ana başlıktan oluşmaktadır. [9] Ancak Ruhani’nin ikinci döneminde de kalkınma planını öncelemediği ve Hükümet Programının öncelik taşıdığı görülmektedir.

Bu planların, gerçeklikten uzak olmaları ve ideal amaçları hedeflemelerinden ötürü başlı başına sorunlu bir şekilde hazırlandığı öngörülebilir Kapsamlı planlamaların yapılması, gerekli alt yapının eksikliğinden dolayı devrimden sonra İran’da olumlu sonuçlar yaratmamıştır. Durum böyle olunca sorumluların ya Vizyon ve Plan’a kendilerinin de inançları olmadığı veya şeffaflık, denetim ve cevap vermekten kaçmakta oldukları akla gelmektedir.

Vizyon çerçevesinde Günümüz İran değerlendirilmesi (Ruhani Cumhurbaşkanlığı): İç, Dış Konjonktür

Vizyon’da belirlenen amaç ve özelliklere atıfla bazı ölçülebilir göstergeleri temel alarak iç ve dış düzeyde günümüz istatistiklerine göre Vizyon’un ne kadar uygulanıp başarılı olduğuna dair fikir edinmek mümkündür.
 
İç konjonktür

Uzmanlara göre Ahmedinejad döneminde ülke ekonomisine verilen tahribat en az dış politikadaki imaj tahribatı kadar derin olmuştur. Bu durumu düzeltip bir önceki haline getirmek uzun bir zaman alacaktır. Günümüzde İran’da ekonomik durum iyileşme yolunda olsa bile ülke çok sayıda iç ve dış sorun ile karşı karşıyadır. Bu sorunların yanı sıra İran hayati önem taşıyan kronik kuraklık ve hava kirliliği gibi sorunlar yaşamaktadır. Vizyon’da da belirlenen uygun çevre şartları İran’ın bir çok yerinde bir hayalden ibarettir. İran’da yerüstü sularını bir kenara bırakırsak yeraltı su kaynaklarının bile %90’dan fazlası tükenmiştir. İran’ın en çok yer çöküntüsü yaşayan Tahran kentinde yer çöküntüsü yılda 36 cm’dir. Bu rakam AB’nin ilan ettiği standartların (standart 4mm’dir)90 katı kadardır.[10]  Şehirlerde insanlar tuzlu su tüketmektedir – örneğin Kum şehri- . Urumiye gibi nadir bir gölün kuruması bile önemini kaybetmiştir ve sadece seçimden seçime gündeme gelmektedir. Sırf hava kirliliğinden dolayı insanlar büyük şehirlerde hayatlarını kaybetmektedirler. İstatistiklere göre 2005 yılında Tahran’da 10 bin kişi hayatını hava kirliliğinden dolayı kaybetmiştir. Çevre Bakanlığının bu konuda başarısızlığı ise bu rakamı 2016 yılında iki kattan fazla arttırmıştır.[11] 

Ekonomik açıdan Hasan Ruhani hükümeti döneminde, enflasyon oranı uzun zaman sonra %10’un altına düşmüştür. Ancak enflasyonu kontrol altına almak büyüme oranını sınırlamış ve işsizliğin devam etmesine neden olmuştur. [12] İran İstatistik Kurum’una göre İran’da işsizlik oranı Eylül ayı istatistiklerine göre %11.7, yani yaklaşık 3 milyon kişidir.[13] İşsizlik oranı yüksek öğrenim görmüş kişiler arasında %35’dir[14]. Bu rakam Vizyon’da belirlenen %7 oranından çok uzaktır. Aynı şekilde enflasyon %9.8’dır, fakat hedef olarak  %7 belirlenmiştir. İşgücü verimliliğinde artış değil düşüş kaydedilmiştir. Petrol dışı ihracat ise bir önceki seneye kıyasla %54 artış göstererek 2016 yılında yaklaşık 44 milyar dolar olmuştur. Bu rakam Vizyon’da hedeflenen rakamdan 12 milyar dolar fazladır.[15] Ruhani özellikle bu konuyu başarılarından biri olarak sunmaktadır.

Ruhani, para alanında istikrarı sağlamaya çalışmıştır, hükümetin yurt dışında dondurulan paraların ülkeye dönmesini sağlamış, petrol dışı ihracata öncelik vermiş, sanayinin ihtiyaç duyduğu bazı kotaları sağlamış ve büyüme oranını yükseltmiştir. Yine de hükümetin eylemleri, Vizyon’un hedeflerini gerçekleştirmekten çok uzaktır. Ruhani’nin gündemi öncelikle Nükleer anlaşmayı gerçekleştirmek ve ardından ülkenin alacaklarının yanı sıra yabancı yatırım yardımıyla ekonomik projeleri gerçekleştirmek olmuştur. Dolayısıyla da hükümet bir önceki hükümetin zararlarını onarmakla meşgulken zaman geçmektedir. Ülke içine bakıldığında da benzer durum gözetilmektedir, Ahmedinejad döneminden yeni hükümete miras kalan 2900’den fazla yarım kalmış inşaat projesi mevcuttur. [16]

Dış Konjonktür

İronik bir şekilde uluslararası konjonktür 2003 yılı ve 2017 yılında benzer durum ve gündemi taşımaktadır. George W. Bush’un ve günümüzde Donald Trump’ın başkanlığı yani muhafazakarların egemenliği, Nükleer tehdidin gündemde olması, ABD ve İran arasında doğrudan temas kurma çabasının reddedilmesi, terör ile mücadelenin gündemde olması iki zaman diliminin ortak özellikleridir. Bu çerçevede ABD söyleminde, İran yine ABD ve dolayısıyla Dünya güvenliği için bir tehdit oluşturmakta, nükleer silah peşinde koşmakta ve durdurulması gerekmektedir. Aradaki fark, İran’ın Nükleer anlaşmasının cebinde durmasıdır. Ayrıca günümüzde Avrupa ülkeleri ABD’nin iddialarına Nükleer anlaşma konusunda katılmamaktadır, bu aşamada ABD tarafından bu konuda uygulanan yaptırımlara da katılmamaları İran için bir avantajdır. Aynı zamanda İsrail- ABD yakınlaşması da gözden kaçırılmamalıdır. İlişkiler Rusya ile geliştirilmiş ve  bölge düzeyinde, yoğun gündem oluşturan DEAŞ, Suriye, Irak ve Kürt konusunun görece istikrara kavuşmasının ardından İran, Türkiye başta olmak üzere Irak, Suriye, Lübnan, Katar, Afganistan, Azerbaycan gibi ülkelerle ortak mevzuat çerçevelerinde yakın ilişkiler sağlamayı başarmış gözükmektedir. İlişkiler Arabistan ile özellikle Trump faktöründen dolayı hala gergindir.

Bölge ülkeleriyle görünen yakınlaşmalara rağmen, özellikle Azerbaycan ve Türkiye gibi aktörler ile yakınlığın ortak tehdit algısına dayalı olduğu, kurumsallaşmış ilişki kapsamında olmadığı ve aktörlerin yapısal farklılıkları dikkate değerdir. Rusya ve Çin gibi ülkelerle ilişkiler ortak çıkarlar kapsamında gelişmektedir.

İran her ne kadar hala bir kara kutu olsa bile Nükleer anlaşmayla -anlaşmanın içeriğini gözetmeksizin- dünyada önemli bir başarıya imza atmıştır ve kapılarını dış dünyaya açmak konusunda ne kadar ciddi olduğunu göstermiştir. İran uluslararası hukuk çerçevesinde dünyanın diğer ülkeleriyle yapıcı iletişim sağlayacağını açıklamıştır ve bu konuda hala ilerlemesi gerekmesine rağmen uzun mesafe kat etmiştir.
Hasan Ruhani ve Muhammad Cevad Zarif, İran’ın imajını dünyada değiştirmek için çalışmış ve bu konuda başarılı olmuşlardır.  Hasan Ruhani, 2013 yılında Time dergisi tarafından dünyanın en etkili 100 kişi arasında seçilmiştir. Fransa Haber Ajansı ise 2014 yılında Ruhani’ye dünyanın en etikli 10 kişi arasında 2. sırada yer vermiştir. Muhammad Cevad Zarif 2014 yılında Time dergisi tarafından dünyanın en etkili 100 kişi arasında ilan edilmiştir.[17] Bu çerçevede 2025 ülke Vizyonu’nda belirlenen dış dünya ile yapıcı ve etkili ilişkiye sahip olmak hedefine biraz ulaşılmıştır. Ancak yine de Vizyonda yapıcı etkileşimin ne derecede gerçekleşmesi planlandığı ve tüm ülkeleri kapsayıp kapsamadığı açık değildir. Örneğin İsrail veya İran devletinin tabiriyle “Siyonist rejimi” dikkate almasak bile ABD ile doğrudan iletişime geçmek hedeflerden biri midir?

İran- Türkiye- Arabistan Karşılaştırması

Bazı İranlı uzmanlara göre Ruhani hükümeti tanımlanmış normal görevleri yerine getirmektedir, dış politika hariç olağan bir performans sergilememiştir. Bazıları ise hükümetin yaptıklarının etkilerinin zamanla ortaya çıkacağını belirmektedirler. Bazıları da hükümetin zamanı gerektiği gibi kullanmadığını ifade etmişlerdir. İran’da durum böyleyken Türkiye ve Suudi Arabistan, Katar ve BAE gibi ülkeler İran’ın Vizyonuna güçlü rakipler olarak ortaya çıkmaktadırlar.

Türkiye, 21. yüzyıla çok iddialı başlamıştır. Başından geçirdiği ekonomik kriz ve siyasi krizleri atlatıp sürekli ayakta durmayı ve 20. yy durumuna tekrar düşmemeyi başarmış gözükmektedir. Türkiye’nin “İnsani diplomasi” olarak adlandırdığı dönem mültecilerle yakından ilgilidir ancak Türkiye – AB ilişkilerini de derinden etkilemiştir. Ak Parti’nin 2023 Vizyonu ülkede halk tarafından bilinmekte ve her gün yeni projelere bu çerçevede imza atılmaktadır. Türkiye’nin Vizyonu siyasi reforma verdiği ağırlığa rağmen, İran vizyonunda siyasi ve hukuki reform söz konusu olmamıştır. Belki de İran’ın bu konuya öncelik vermesi yerinde olabilir. Türkiye bu çerçevede de istediği adımları atmış gözükmektedir. Genel bir değerlendirme yapıldığında Türkiye, iç ve dış politikada yaşadığı siyasi ve güvenlik sorunlara rağmen 2023 Vizyonuna doğru ilerlemektedir.

Suudi Arabistan İran İslam Cumhuriyeti’nden daha muhafazakar yapıya sahip olsa bile dış politikada ABD ile sahip olduğu yakın ilişkileri onu demokrasi ve insan hakları düşmanı sıfatı taşımaktan uzak tutmaktadır. 2014- 2015 yıllarında petrol fiyatının düşüşü ve Arabistan’ın 100 milyar dolarlık bütçe açığından dolayı yeni reformlar 2030 Ülke Vizyonu çerçevesinde Mart 2016’da Meclis’te onaylanmıştır. ARAMCO petrol şirketinin %5 hissesinin satılmasıyla gereken reformların bütçesinin sağlanması öngörülen planda, özellikle kadınların ekonomideki payının %30’a yükseltilmesi ve büyümenin hızla sağlanması planlanmaktadır.

Burada özetle Türkiye, İran ve Arabistan arasında basit bir karşılaştırma yapılmaktadır. Aşağıdaki tablonun göstergeleri Vizyon 2023’te dikkate alınan göstergelerdir. Tablonun bilgileri Dünya Bankası ve Birleşmiş Milletler’in sunduğu son istatistiklere göre hazırlanmıştır. Tabloya göre beklenen yaşam süresi ve büyüme oranı hariç diğer göstergelerde hem Türkiye, hem Suudi Arabistan İran’dan daha iyi durumdadırlar. İran’ın büyüme oranı %7 olarak kaydedilmesine rağmen büyüme konseptinin daha önemli olduğu göz önünde tutulmalıdır. Yani mali ve parasal istikrarı olan bir ekonomide %1 büyüme, istikrarsız bir ekonomideki büyümeden farklı anlam taşıyabilmektedir. Ancak iyimser bir perspektiften bakıldığında eğer İran, Vizyonda planladığı üzere %8.6 büyüme oranını önümüzdeki yıllarda gerçekleştirmeyi başarırsa belki kendisini Türkiye’nin günümüzdeki durumuna yakınlaştırabilir, böylece vizyonu, sadece rüyadan ibaret olmaz.

Tablo1. İran- Türkiye- Suudi Arabistan Karşılaştırması
 
Gösterge İran Türkiye Suudi Arabistan
GYH (milyar Dolar) 412.2 [18] 857 646.4
GYH Kişi başı 6.530 (2014)[19] 10.891 20.028
GYH Büyümesi -1.5[20] 2.9 1.7
İşsizlik oranı %11.3[21] 10.3[22] 5.5 [23]
Enflasyon 9.8 7.7 -2.9
Doğrudan Yabancı yatırım 3.3 milyon dolar 12.3 milyar dolar 7.4 milyar dolar
Büyüme oranı %7.4 [24] %3.2[25] %1.4
Okur Yazarlık oranı  % 86.8 %95 % 94.7[26]
Yoksulluk Sınırı altında yaşayanlar 0.3  (2014) - -
Gelirdeki payı en düşük %20 6.3 - -
Beklenen yaşam süresi 76[27] 75.2[28] 75 (2015) [29]
 
                                                                     Tablo yazar tarafından hazırlanmıştır.
 
Sonuç

Bu çalışmada bölgenin kara kutularından biri olan İran İslam Cumhuriyeti’nin 2025 Ülke Vizyonu başlangıçtan günümüze kadar ele alınmıştır. İran ile ilgili her konuda olduğu gibi bu çalışma ile ilgili kaynak ve bilgi bulmak zor olmuştur. Ancak yazıda birincil kaynaklar kullanılarak 2025 Ülke Vizyonu’nun nasıl oluştuğu, neyi hedeflediği, hedeflerinin ne kadarının gerçekleştirildiği, bölgedeki konumu gibi sorular cevaplanmıştır.

Özetle İran İslam Cumhuriyeti, gelişmekte olan, rantiyer bir ülke olarak, ülke vizyonunun gerekli olduğunun farkındadır ancak ülke gündemi iç ve özellikle dış politikayla o kadar meşguldür ki belki de bu nedenle Hamenei’nin tüm vurgularına rağmen Vizyon’a gereken ilgi gösterilememektedir. Ayrıca Vizyon ile ilgili ne halk ne de elitler düzeyinde bir görüş birliği oluşamamıştır. 

Her şeye rağmen İran, Ahmedinejad döneminde düştüğü durumdan kendini kurtarmaya çalışmaktadır. Bu çerçevede hem ekonomik hem siyasi açıdan belli başarılar kaydetmiştir. Ancak durumun bu şekilde devam etmesi halinde İran’ın özellikle bölgesel hedeflerine ulaşması pek mümkün gözükmemektedir. Buna rağmen 2025’e yaklaştıkça Vizyon ile ilgili iki durumu görmek mümkündür: Vizyon’a daha çok önem verilip, tüm kapasiteyle ona odaklanmak veya Vizyon’u sessizce gündemden çıkarmak. Zamanla hangi seçeneğin tercih edildiğini birlikte öğreneceğiz.
 

[2] Professor of Innovation Management at the International University of Monaco and at Universitat Politècnica de Catalunya in Barcelona, Founder of Bearing, http://blog.bearingconsulting.com/2012/09/03/the-power-of-country-visions/
[3] İran’da Hicri Şemsi takvim kullanılmakta olup bu takvimde 1404 yılı Miladi 2025 yılına tekabül etmektedir.