blog

SURİYE'DEKİ DAEŞ DESTEKÇİLERİNİN YENİDEN ENTEGRASYONU: Çabalar, Öncelikler ve Zorluklar

Raporun Adı: Suriye’deki DAEŞ Destekçilerinin Yeniden Entegrasyonu: Çabalar, Öncelikler ve Zorluklar
Yazar: Haid Haid
Yayınevi: İnternational Centre for Study of Radicalisation
Özgün Adı - Tarih: Reintegrating ISIS Supporters in Syria: Effort, Priorities and Challenges (Ağustos 2018)
Sayfa Sayısı: 36 sayfa

İnternational Centre for Study of Radicalisation tarafından yayınlanan raporda Suriye’deki DAEŞ üyelerin ve DAEŞ tarafından etki altında kalan toplumların rehabilite edilmesi noktasında YPG/SDG tarafından kontrol edilen bölgeler ve Suriyeli muhalefet tarafından kontrol edilen (Fırat Kalkanı Harekatı) bölgeleri incelemektedir. Yayınlanan rapor alanında yapılan ilk önemli çalışma olmakla beraber, DAEŞ üyelerin rehabilitasyonu ve DAEŞ’ın Suriye’de tekrar canlanma olasılığı açısından önemli veriler sunmaktadır. DAEŞ ile mücadelenin askeri boyutuna sıkıştırılmaması gerekildiği ve DAEŞ’ın ideolojisinin silah ile öldürülemeyeceğini vurgulayan rapor, aynı zamanda yakalanan DAEŞ üyelerine yönelik uygulanan politikaları ve bu politikaların tehlikelerini ortaya koymaktadır.

Yazar Haid Haid ‘International Centre fort he Study of Radicalisation (ICSR)’de araştırmacı olarak görev yapmaktadır. Doktorasını King’s College London’da Department of War Studies’te yapan Haid Haid, cihatçı hareketler üzerine çalışmaktadır. Ayrıca Chatham House Middle East and North Africa Programme için danışman araştırmacı olarak faaliyet göstermektedir. İlaveten, Atlantic Council’e ait Rafik Hariri Center for the Middle East’te misafir araştırmacıdır. Haid Haid önceden Heinrich Böll Stiftung’un Beyrut’taki ofisinde Suriye ve Irak programlarını yönetmekteydi.
DAEŞ’ın alan kaybetmesi sonrasında, eski DAEŞ üyelerin ve DAEŞ altında yaşamış ve etkilenmiş sivil toplumun rehabilitasyonu için Suriye’de yapılan çalışmalar üzerine yoğunlaşan ‘Suriye’deki DAEŞ destekçilerin yeniden entegrasyonu: Çabalar, Öncelikler ve Zorluklar’ raporu dört ana bölümden oluşuyor:
  1. Metodoloji
  2. DAEŞ’e katılma motivasyonları
  3. SDG kontrolü altındaki bölgeler – zorluklar ve öncelikler
  4. Muhaliflerin kontrol alanları
Birinci bölümde çalışmanın metodolojisi izah edilmektedir. Suriye’deki eski DAEŞ üyelerin ve DAEŞ altında yaşamış toplumun yeniden topluma kazandırılması için gerçekleştirilen rehabilitasyon ve de-radikalizasyon çalışmalarını inceleyen çalışma için 15 yarı yapılandırılmış mülakat gerçekleştirilmiştir. Mayıs 2017 ile Nisan 2018 arasında gerçekleştirilen mülakatlar için seçilen muhataplar arasında aktivistler, yerel yetkililer, Suriye uzmanları, yerel de-radikalizasyon çalışanları ve eski DAEŞ üyeleri bulunmaktadır. Yazarın Suriye’ye 2015’ten beri gidememesinden ötürü tüm mülakatlar internet üzerinden yapılmıştır. Muhatapların güvenliği için muhatapların kimlikleri gizli tutulan çalışmada ayrıca ikincil kaynaklar kullanılmış ve mülakatlar sonucu elde edilen veriler kontrol edilmiştir.
İkinci bölümde ise DAEŞ’e katılan militanların ve üyelerin motivasyonları dört ana kategoride ele alınmaktadır. Maddi gelir, korunma ve güvenlik, DAEŞ’in askeri kapasitesi ve DAEŞ’in ideolojisi için örgüte katılanlar diye ayrılmaktadır. Suriye’deki savaş boyunca elde ettiği kazanımlar ile DAEŞ’in sunduğu imkanlar ve verdiği maaşlar Suriye’deki diğer aktörlerden daha iyi olduğu için birçok kişi DAEŞ’e katılmıştır. Ayrıca DAEŞ bölgesinde DAEŞ’ın zulmüne hedef olmamak için birçok kişi DAEŞ’e katılarak korunma ve güvence elde etmeye çalışmıştır. Esed rejimine karşı mücadelede en etkin aktörün DAEŞ’ın olduğunu düşünen birçok kişi, rejime karşı DAEŞ’e katılmıştır. Son olarak ise DAEŞ’e ideolojik sebeplerle katılanlar bulunmaktadır. DAEŞ üyelerin 20%’si ideolojik sebeplerle örgüte katıldığı iddia edilmektedir.

Üçüncü bölümde YPG öncülüğündeki Suriye Demokratik Güçleri (SDG)’nin kontrol ettiği bölgeler ele alınmaktadır. 2014’te Ayn el Arap’ta cereyan eden YPG-DAEŞ savaşında ABD öncülüğündeki Uluslararası Koalisyon YPG’ye hava desteği vermiş ve DAEŞ saldırısı püskürtülmüştür. İlerleyen zamanda YPG ve YPG öncülüğündeki SDG ABD’nin Suriye’deki en önemli müttefiki haline gelmiştir. SDG’nin birçok alanı DAEŞ’ten ele geçirmesi sonrasında bölgede SDG yönetimi kurulmuştur. Fakat Arap çoğunluklu bölgelerdeki yerel halkın SDG yönetimi benimsememesinden dolayı SDG ve Araplar arasında önemli bir gerilim ve karşılıklı güvensizlik ortamı oluşmaktadır. SDG’nin DAEŞ’e karşı yürüttüğü operasyonlarda binlerce DAEŞ militanı ve DAEŞ üyesi yakalanmıştır. DAEŞ hücre yapılarına karşı da operasyon gerçekleştiren SDG, yakalanan DAEŞ üyeleri SDG tarafından hapsetmektedir. Hapsedilen DAEŞ üyeleri aileleri ile birlikte topluca kamplarda veya okullarda tutulmaktadır. Örneğin Rakka’da var olan 6 gözaltı merkezi/hapishanesinin her birinde binlerce kişi bulunmakta. Hapishanalerden toplu kaçışı önlemek için Amerikan yetkililer gerekli güvenliği sağlamasına rağmen, bazı hapishanelerden kaçışlar yaşanmıştır. Üst düzey DAEŞ üyeleri ise özel güvenlikli hapishanelerde tutulmaktadır.

DAEŞ üyelerin topluca aileleri ile beraber hapis edildikleri kamplarda veya okullarda DAEŞ üyeleri kendi aralarında kalmaktadır ve Irak’taki Camp Bucca hapishanesine benzer durumlar yaşanmaktadır. Amerika’nın Irak El-Kaidesi üyelerini BAAS partisi elemanları ile beraber topluca Camp Bucca’da hapsetmesi üzerine, Camp Bucca’daki hapishanesinde kurulan ilişkiler ve geliştirilen yeni metotlar sonucunda DAEŞ ortaya çıkmıştır. SDG’nin kurduğu hapishanelerde benzer durumun yaşanması söz konusudur. Özellikle DAEŞ üyelerin veya DAEŞ’e üye olma şüphesi bulunanların hapsedildiği ‘ölüm kamplarında’ yaşam oldukça zor olduğundan, DAEŞ’ın yeniden yapılanması ve daha fazla radikalleşmesi mümkündür.

SDG gözaltında olan DAEŞ üyelerine yönelik yeterli bir hukuki süreç işletememektedir. Nitekim 2014 yılında PYD tarafından ilan edilen ve kurulan ‘terör yasaları’ ve ‘terör mahkemeleri’ DAEŞ üyelerinin muhakeme edilmesi için yetersiz kalmaktadır. Ayrıca SDG tarafından kurulan ‘terör mahkemelerinin’ personellerin niteliği ve niceliği yetersizdir. 2017 senesinde 674 kişi ‘terör mahkemelerinde’ yargılanmıştır. 2018 senesinde ise raporun yayınlanma tarihine kadar 225 kişi yargılanmıştır. Ayrıca mahkeme süreçleri oldukça yavaş ilerlemektedir. SDG tarafından hapishanelerde haksız yere tutuklu bulunanların birçok sivil ancak yeterli ve güçlü referanslar sonucunda serbest bırakılmaktadır.

DAEŞ mahkumların sayıların çok olması ve SDG kapasitesinin yetersiz kalması sorununu aşmak için SDG yerel uzlaşı yollarını benimsemektedir. İlk uzlaşı anlaşması resmi olarak Rakka’da gerçekleşmiştir. Yerel aşiret liderleri ve önde gelen kişilerin arabuluculuğu ile savaş suçu olmayan DAEŞ üyeleri anlaşma karşılığında SDG’ye teslim olmuş ve serbest bırakılmıştır. Birçok bölgede yerel uzlaşma anlaşmaları gerçekleşmiştir. Ayrıca hapsedilen DAEŞ üyelerin kişisel uzlaşma anlaşmaları imzalamaları sonucunda birçok DAEŞ militanları ve komutanları SDG bölgelerinde özgürce dolaşabilmektedir. İlaveten yerel kaynakların aktardığına göre yüzlerce DAEŞ militanı SDG’ye katılmıştır ve aşiret güçleri adı altında organize edilmişlerdir. DAEŞ’ın istihbarat ve iletişim birimleri SDG bünyesinde özel bir bünye oluşturmuşlardır. SDG’nin Rakka gibi Arap çoğunluklu bölgeler hakkında bilgisiz olması dolayısıyla yerel aşiret liderleri ve önde gelen kişiler SDG’yi bölgede yönlendirmektedir.

Dördüncü bölümde ise Suriye muhalefetinin ve özellikle Fırat Kalkanı Harekatı bölgesindeki DAEŞ üyelerine yönelik çalışmalar incelenmektedir. SDG tarafından kontrol edilen bölgelerin aksine, Suriyeli muhalefetin kontrol ettiği bölgelerdeki yönetim her bölgede değişkenlik göstermektedir. Suriye’de DAEŞ ile mücadeleyi ilk başlatanların Suriye muhalefeti olması ve 2014 senesinde Ceys el Mücahiddin öncülüğünde DAEŞ batı Suriye’den çıkarılmıştır. Birçok DAEŞ üyesi öldürülürken, birçoğu da Doğu Suriye’ye kaçmıştır. Muhalefetin DAEŞ’e karşı ikinci büyük operasyonu Türkiye öncülüğündeki Fırat Kalkanı Harekatı ile gerçekleşmiştir. Suriye muhalefeti bazı noktalarda yereldeki DAEŞ militanları ile uzlaşma anlaşmaları yapmıştır. Muhalefet bölgesinde DAEŞ üyelerin ve DAEŞ etkisinde kalanların rehabilite edilmesi ve topluma tekrar kazandırılması için iki sivil inisiyatif öne çıkmaktadır. Birisi Mare şehrinde kurulan ‘Suriye Radikalizm ile Mücadele Merkezi’, diğeri ise aktivistlerce yürütülen ‘Ses ve Resim Organizasyonu’dur.

Yerel uzlaşma anlaşmaları bağlamında 2014 senesindeki Atarib şehri öne çıkmaktadır. Şehirdeki muhalif gruplar ve sivil halk DAEŞ’ı şehirden çıkartırken, DAEŞ’ın militanları için uzlaşı teklifinde bulunulmuştur. Evlerini terk etmeyen ve çatışmalara katılmayan DAEŞ üyeleri suçsuz sayılacağı ilan edilmiştir. Özellikle DAEŞ’ın yerel militanları ve aileleri bu teklifi kabul ederek çatışmalara katılmamış ve DAEŞ’ın Atarib’ten temizlenmesi sonrasında silahlarını teslim ederek hayatlarına devam etmiştir. Atarib’li DAEŞ militanların çatışmalara katılmaması ile Atarib halkı arasında toplumsal sorunlar ve intikam vakaları yaşanmamıştır. Fakat birçok yerel DAEŞ militanı daha sonra Nusra örgütüne katılmıştır. Çatışmalar esnasında yakalanan DAEŞ militanları ise Liva Emced el İslam grubu tarafından hapiste tutulmuştur. Daha sonra daha fazla imkana sahip olan Ahrar uş Şam grubuna devredilmiştir. Bazı yerel kaynaklara göre ise Ahrar uş Şam daha sonra yakalanan DAEŞ militanlarını Nusra örgütüne devretmiştir.

Suriye Radikalizm ile Mücadele Merkezi Mare şehrinde sivil inisiyatif sonucunda kurulan ve DAEŞ üyelerinin de-radikalizasyonu, rehabilitasyonu ve tekrar topluma kazandırılması için çalışmaktadır. 35 çalışanı olan merkezin, 5 çalışanı doğrudan DAEŞ militanları ile ilgilenmektedir. Merkezde aynı anda 25 DAEŞ militanı rehabilite edilmektedir. Merkezin finansmanı yerel halktan toplanan bağışlarla yürütülmektedir. Merkezdeki DAEŞ militanları üç kategoriye ayrılmaktadır; savaşa katılmamış Suriyeli DAEŞ üyeleri, savaşa ve şiddete bulaşmış Suriyeli DAEŞ üyeleri ve savaşa ve şiddete bulaşmış yabancı DAEŞ üyeleri. Maddi kaynakların kısıtlı olmasından dolayı yabancı DAEŞ üyeleri için tercüman sorunu yaşanmaktadır. Merkezdeki her DAEŞ üyesi bir ila altı ay arasında merkezde rehabilite edilmektedir. DAEŞ üyelerine verilen seminerler ve özel seanslarda DAEŞ ideolojisi ve propagandası ele alınmaktadır. Merkezde DAEŞ üyelerin topluma yeniden kazandırılması için birçok organizasyon yapılmaktadır. Merkezdeki tüm DAEŞ üyeleri yerel mahkemelerce merkeze yönlendirilmektedir ve merkezde geçirdikleri vakit hapis cezalarından düşülmektedir. Merkezin mahkemeye sunduğu rapora göre, rehabilite edilmiş DAEŞ üyeleri serbest bırakılmaktadır. Merkezin sunduğu örnek rehabilitasyon başarısı 12 yaşında ailesinin itirazlarına rağmen DAEŞ’e katılan Sami’dir. 14 yaşındaki Sami merkezdeki rehabilitasyonunu 4 ayda tamamlayarak, ailesinin yanına geri dönmüştür ve okula başlamıştır.

Ses ve Resim Organizasyonu aktivistlerce yürütülen bir projedir. Proje kapsamında DAEŞ yönetimi altında yaşayan sivil halkın rehabilite edilmesi için programlar düzenlenmektedir. Programlar üç kategoriye ayrılmaktadır; kadınlar, çocuklar ve erkekler. Kadınlar ile düzenlenen programlarda DAEŞ altındaki yaşamı ele alan ve kadınların sorunları hakkında konuşulan toplu seanslar düzenlenmektedir. Çocuklar ile düzenlenen seanslarda DAEŞ çocuklar üzerinde bıraktığı etki toplu seanslarda oyunlar ile ele alınmaktadır. Çocukların kendi aralarında savaş ve kafa kesme oyunları oynamaları engellenerek, çocuklara uygun oyunların oynanması sağlanmaktadır. Ayrıca büyük travma yaşayan çocuklar için özel ev ziyaretleri ve ilgi gösterilmektedir. Erkekler grubunda ise genellikle daha az bir başarı elde edilmektedir. Erkeklerin özellikle iş arayışında olduğu ve iş bulmaları için yardımcı olunduğu seanslardaki katılım ve etki sınırlı kalmaktadır.

Son olarak, yazar Haid Haid SDG bölgelerinde DAEŞ üyelerin topluma tekrar kazandırılması için bir uygulamanın olmaması ve DAEŞ militanların aileleri ile birlikte toplu kamplarda ve hapishanelerde tutuluyor olması, DAEŞ’ın Irak’taki gibi tekrar yeni stratejiler ile ortaya çıkması için uygun bir zemin oluşturduğunu söylemektedir. Özellikle SDG’nin yaptığı yerel uzlaşma anlaşmaların büyük sorun teşkil ettiğini ve yerel toplum içerisinde büyük sorunlar yaratabileceğini ifade etmektedir. Yazar Fırat Kalkanı Harekatı bölgesindeki faaliyetlerin olumlu olduğu fakat yurtdışından desteklenmesi gerektiğini vurgulamaktadır. DAEŞ altında yaşayan toplumun ve değişik sebeplerden ötürü DAEŞ’e katılmış DAEŞ üyelerin rehabilite edilip tekrar topluma kazandırılmasının DAEŞ’ın tekrar ortaya çıkamaması için elzem olduğu belirtilmektedir.

Çeviri Özet: Ömer Özkizilcik
Kaynak: https://icsr.info/wp-content/uploads/2018/08/ICSR-Report-Reintegrating-ISIS-Supporters-in-Syria-Efforts-Priorities-and-Challenges.pdf