blog

BARIŞA GİDEN DİKENLİ YOL: KORE DİYALOGUNA ABD NASIL KATILDI?

12 Haziran 2018 tarihinde Singapur’da düzenlenen zirvede, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump ile Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti lideri Kim Jong-un, iki ülke ilişkilerinin, çatışmalardan diyalog zeminine geçmesi için önemli bir adım attı. Kore Diyaloğu ile başlayan ve iki Kore’nin yakınlaşmasını getiren süreç, sonucu olumlu görünse de her iki taraf açısından kolay geçmedi.

Barışa İlk Adım: 27 Nisan Panmunjom Deklarasyonu

Kore Yarımadası’nda barışa yönelik umut verici girişimlerin ilki, 27 Nisan Cuma günü gerçekleşti. Kuzey ve Güney Kore sınırındaki Panmunjom köyünde bir araya gelen liderler, sıcak mesajlar vererek bölgedeki gerilimi düşürmeye yönelik tarihi bir adım atmış oldu. KDHC lideri Kim Jong-un, sınırı yürüyerek geçtikten sonra aynı hareket için mevkidaşını davet etti.
 
Karşılıklı barış mesajlarının ardından yayımlanan deklarasyon, barışın tesisi için hem iki Kore’nin hem de diğer tarafların ilerleyen dönemde atması gereken adımlara yönelik ipuçları sunuyordu. “Güney ve Kuzey Kore, ağırlaşan askeri gerginliği hafifletmek ve Kore Yarımadası’ndaki savaş tehlikesini ortadan kaldırmak için ortak çaba gösterecek” ifadelerine yer verilen deklarasyonda, iki tarafın “askeri gerginlik ve çatışmanın kaynağı olan kara, hava ve deniz de dahil olmak üzere her alanda birbirlerine yönelik düşmanca eylemler yapmayı tamamen durduracağı” ilan ediliyordu. Bu doğrultuda iki taraf da, 1 Mayıs’tan itibaren Panmunjom’un da içinde bulunduğu sınırdaki “Yasak Bölge”yi bir “Barış Bölgesi”ne dönüştüreceklerini açıkladı. Benzer şekilde Koreli liderler, Batı Denizi’nde bulunan Kuzey Sınır Hattı çevresindeki alanları da “Deniz Barış Bölgesi”ne dönüştürmek konusunda uzlaşmıştı.
 
Deklarasyon “askeri gerginliği hafifletmek” hedefinden çok daha ileriye giderek, “bölünmenin” sona erdirilmesi vizyonunu da açıkça ortaya koyuyordu. “İki lider, uzun süredir devam eden, Soğuk Savaş kalıntısı bölünme ve çatışmaya hızlı bir şekilde son vermeyi taahhüt eden kararlılığı paylaşarak, yeni bir ulusal uzlaşma, barış ve refah çağına cesurca yaklaşmak ve Kore-içi ilişkileri daha da geliştirmek üzere Panmunjom’un bu tarihi yerinde ilan etmişlerdir[AV1] .” ifadesiyle “Birleşik Kore” idealinin uzun vadede bile olsa bir hedef olarak zikredilmesi, önemli bir adım olarak görüldü. Liderler ayrıca, “kan bağıyla bağlı halkların ilişkilerini geliştirmek” adına adımların atılacağını da dünyaya ilan etmiş oldu.

Umut Pasifik’i Aşıyor

Panmunjom Zirvesi ve ardından yayımlanan deklarasyon, 1950-53 Kore Savaşı’ndan günümüze kadar taşınan siyasi ve askeri krizin sonlanması adına umutları güçlendirmişti. Savaş sonrasında iki ayrı siyasi yapıya bölünen yarımada, aynı zamanda Çin Halk Cumhuriyeti ve Amerika Birleşik Devletleri gibi küresel güçler için de bir rekabet alanı haline gelmişti. [1] İki Kore arasında süregelen gerilim ve KDHC’nin nükleer çalışmaları, aynı zamanda bölgede ABD’nin Asya’daki ittifak sisteminin içinde yer alan Japonya gibi ülkeler için de tehdit oluşturmaktaydı. Bu açıdan, KDHC’nin destekçisi konumunda bulunmakla birlikte askeri amaçlı nükleer faaliyetlerine karşı eleştirel pozisyonlar alabilen Çin de dâhil olmak üzere, bölgede barışa yönelik genel bir talep bulunmaktaydı.
 
Böyle bir ortamda, Trump’ın başkanlığa geldiği 2017’den itibaren, endişe verici tehditlere varan karşılıklı atışmalara sahne olmuş KDHC-ABD ilişkilerinde de yumuşama beklentisi gün yüzüne çıktı. 9 Mayıs’ta Birleşik Devletler Savunma Bakanı Mike Pompeo’nun sürpriz bir şekilde Pyongyang’da Kuzey Koreli yetkililerle görüşmesi, bir Trump-Kim zirvesinin gerçekleşebileceğine dair umutları yükseltmiş oldu. O dönemde zirvenin 12 Haziran’da Singapur’da gerçekleşebileceği konuşulurken, Pompeo Koreli yetkililerle böyle bir görüşmede ele alınacak muhtemel konuları değerlendirme şansı buldu. Bu ziyaretten kısa bir zaman sonra, KDHC’de 17 aydır tutuklu bulunan 3 ABD vatandaşı salıverildi.[2] Bu hamle, Kim’in “iyi niyet adımı” olarak yorumlanırken, 12 Haziran Zirvesi’nin gerçekleşme ihtimalini de arttırmış görünüyordu. Öyle ki ABD, Singapur Zirvesi için hatıra parası dahi bastırmıştı.[3] Trump ve Kim’in karşı karşıya resmedildiği madeni paraların birinde KDHC lideri için “Yüce Lider” ifadesi kullanılıyordu. Ancak Mayıs ayı henüz bitmeden, tarihi zirveyi tehlikeye atacak bir gelişme yaşandı.

Trump’ın Mektubu ve Zirvenin İptali

Dünya 12 Haziran’da Singapur’da gerçekleşeceği açıklanan zirveye kilitlenmişken, Beyaz Saray’ın 24 Mayıs’ta yayımladığı mektup büyük bir şaşkınlığa sebep oldu. Başkan Donald Trump imzasıyla, KDHC lideri Kim Jong-un’a hitaben yazılan mektupta, Koreli liderin son dönemde yaptığı “düşmanca ve öfkeli” açıklamalar nedeniyle toplantının “uygunsuz” olacağı görüşüne yer veriliyordu.
 
Trump mektubunda, Kim Jong-un için; “Seninle orada olmayı dört gözle bekliyordum. Maalesef, en son ifadende gösterdiğin muazzam öfke ve açık düşmanlığa dayanarak, şu anda bu toplantıyı yapmanın uygunsuz olduğunu düşünüyorum.” ifadelerini kullanıyordu. Başkan ayrıca, ABD’nin askeri güçlerinin Güney Kore ve Japonya ile birlikte bölgede “hiç olmadıkları kadar hazır olduklarını” açıklayarak adeta gözdağı veriyor ve Kuzey Kore’yi “pervasızca davranmaması” konusunda uyarıyordu. Trump, KDHC’nin nükleer faaliyetlerini hatırlatarak “[nükleer kapasitemiz] o kadar devasa ve güçlü ki Tanrı’ya asla kullanmak zorunda kalmamamız için dua ediyorum” diyordu.
  
Tüm olumsuz ifadelere rağmen Trump’ın “kapıyı tamamen kapatmadığına” dair emareler şu ifadelerden çıkarılabiliyordu:  “Sizinle aramda harika bir diyaloğun oluştuğunu hissettim ve sonuçta önemli olan da bu. Bir gün sizinle buluşmak için sabırsızlanıyorum. Bu arada, şimdi aileleriyle birlikte olan rehinelerin serbest bırakılması için size teşekkür etmek istiyorum. Bu güzel bir jest ve takdire şayan. Zirve ile ilgili fikrinizi değiştirirseniz beni aramak veya bana yazmak konusunda tereddüt etmeyin. Dünya ve özellikle Kuzey Kore, kalıcı barış ve refah için büyük bir fırsatı kaçırdı. Bu durum tarihteki üzücü anlardan biri oldu.”
 
Beyaz Saray’ın “iptal mektubu” yayımlandığında dünya kamuoyunda büyük şaşkınlık yaşandı. Kısa bir süre sonra ABD hisseleri gerilerken, bu ülkenin 10 yıllık hazine tahvil getirileri yüzde 2.97 ile günün en dip seviyesini gördü.[5] Trump’ın hamlesine Seul’den yanıt jet hızıyla geldi. Devlet Başkanı Moon Jae, Washington ve Pyongyang arasında doğrudan görüşmelerin yapılması gerektiğini aktardı ve Kore Yarımadası’nın nükleer silahlardan arındırılma sürecinin akamete uğramaması gerektiğinin altını çizdi. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres ise tarafların “çelik gibi sinirlere sahip olmasıyla” ortak hedeflere ulaşmayı sağlayacak bir diyaloğun mümkün olacağını kaydetti.
 
İptal mektubu bir “gözdağı” olarak işlevsel görünse de iplerin tamamen kopmasına sebep olmadı. Nitekim hemen ertesi gün Kuzey Kore Dışişleri Bakan Yardımcısı Kim Kye-gwan, söz konusu karara rağmen ABD ile görüşmelere hala açık olduklarını belirtti. İlginç biçimde Trump da aynı gün, Kim Jong-un ile bir araya geleceği bu zirveye hala açık olduğunu ve mektubun açıkça iptal kararı içermediğini savundu.

“Zirve İptal Değil” 

KDHC lideri Kim’in Trump’a mektubunu iletmek ve temaslarda bulunmak üzere ABD’ye gelen üst düzey diplomat Kim Yong-çol, önce Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ile, ardından Başkan Trump’la görüştü. Beyaz Saray’da konuğunu uğurlarken basın mensuplarına açıklama yapan Trump, Kim’den gelen mektubun "çok hoş ve ilginç" olduğunu dile getirdikten sonra zirvenin planlandığı şekilde gerçekleşeceğini duyurdu. "Bu anlaşmayı Kuzey Kore istiyor. Mümkün olursa biz de istiyoruz." ifadelerini kullanan Trump ayrıca, yarımada nükleer silahlardan tümüyle arındırılana kadar KDHC’ye yönelik yaptırımların yürürlükte olacağını da sözlerine ekledi.
  
Zirvenin gerçekleşeceği duyurusunun ardından Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hua Çunying, tarafların iyi niyet göstermesinden ve olumlu bir etkileşim yakalamasından memnun olduklarını açıkladı. Sürecin Kore Yarımadası’nın nükleer silahlardan arındırılması için önemli bir fırsat olduğunu kaydeden Hua, sürecin ilerlemesi adına tarafları desteklediklerini kaydetti. Sözcü, ayrıca tarafların “karşılıklı olarak samimiyet gösterip, her iki tarafı ve uluslararası toplumun beklentilerine uygun sonuç elde edilmesi, Yarımada’da nükleersiz, barış ve refaha dayalı yeniçağın açılmasına katkı sağlaması” çağrısında bulundu.[7]
 

Singapur Zirvesinin Ardından: Umutlar Güçlü, Şüpheler Var

Haftalarca süren tartışmaların ardından nihayet ilk açıklandığı tarihte, 12 Haziran’da gerçekleşen Trump-Kim zirvesi gerek Kore Barışı, gerek K.Kore-ABD ilişkileri açısından bir kilometre taşı olarak kayıtlara geçti. Yarımada’nın nükleer silahlardan arındırılması ve çatışma riskinin ortadan kaldırılmasına dönük taleplerle geçen zirve, bir sonuçtan çok bir başlangıç niteliğindeydi. Nitekim Koreli lider Trump’ı bir sonraki görüşme için başkent Pyongyang’a davet ederek görüşmelerin daha uzun süre devam edeceğini gösteriyordu. Görüşmenin gerçekleşmiş olması, defalarca yara alan barış umutlarını bir nebze güçlendirse de, zirveye giden yoldaki aksaklıklar sürecin bundan sonraki seyri için de fikir veriyor. Görüşmelerin nihai barış hedefiyle sonuçlanması için iki liderin iyi niyetinin yanında Güney Kore, Japonya ve özellikle Çin’in rolü etkili olacak. Yine de Kore Yarımadası’nda ve bölgede çatışma riskinin geçtiğimiz seneye göre kıyas kabul etmez biçimde düştüğünü; “her şey doğru yapıldığında” nihai barışın sağlanabileceğini söylemek mümkün.
 
*Mehmet Enes Beşer
 
Kaynaklar
 
[1]  Barış görüşmelerinin ardından Çin-Kuzey Kore ilişkilerinin seyri hakkında tarihsel bir değerlendirme için bkz. Mehmet Enes Beşer, “Kuzey Kore Çin Uydusu Olmaktan Çıkıyor mu?”, Ortadoğudan Blog, Haziran 11, 2018, http://www.ortadogudan.com/makaleler/124/kuzey-kore-cin-uydusu-olmaktan-cikiyor-mu/
 
[2]  Doğukan Doğu, “Trump ve Kim 12 Haziran’da Görüşecek mi,” Boğaziçi Asya Araştırmaları Merkezi, Mayıs 29, 2018, http://bogaziciasya.com/trump-ve-kim-12-haziranda-gorusecek-mi/
 
[3]  TRT Haber, “ABD’den Kuzey Kore’ye hem övgü hem tehdit,” Mayıs 22, 2018, http://www.trthaber.com/haber/dunya/abdden-kuzey-koreye-hem-ovgu-hem-tehdit-366516.html
 
[4]  Mektubun Türkçe çevirisi için bkz. Mehmet Enes Beşer, “Trump’ın Kim Jong-un’a Mektubu,” Boğaziçi Asya Araştırmaları Merkezi, Mayıs 29, 2018, http://bogaziciasya.com/trumpin-kim-jong-una-mektubu/
 
[5]  TRT Haber, “Trump - Kim zirvesi iptal edildi,” Mayıs 24, 2018, http://www.trthaber.com/haber/dunya/trump-kim-zirvesi-iptal-edildi-366958.html
 
[6]  Mehmet Enes Beşer, “Trump-Kim Zirvesi Neden İptal Edildi?”, Boğaziçi Asya Araştırmaları Merkezi, Mayıs 29, 2018, http://bogaziciasya.com/trump-kim-zirvesi-neden-iptal-edildi/
 
[7]  CRI Türk, “Çin’den Trump-Kim Zirvesine Destek,” Mayıs 2, 2018, http://criturk.com/haber/siyaset/cinden-trump-kim-zirvesine-destek-56704